Geçen haftanın en popüler konusuydu “gözyaşı”. Evet başbakan 70 milyonun önünde ağladı. Muhalefet “timsah gözyaşı” yaftasıyla ortalığı bulandırmaya çalışsa da bu boş lafa pek kulak asan olmadı. Samimiyet ortadaydı. Her şey taklit edilebilir; sinemada, tiyatroda, gözyaşının ve hıçkırığın taklidine rastlayabiliriz fakat kimse gerçekten hissetmiyorsa; konuşmasının ortasında sesi bozulup içindeki çığlığın kelimelerini tıkadığı duruma düşemez…
Halkının karşısında ağlayabilen lider sayısı sınırlıdır. Çünkü yürek insanı olmak başka idealist bir lider olmak başkadır.
Tarihten Kanuniye takılıyor gözlerim… ve Mihrimah Sultana ve Mimar Sinana… Sinan nasıl olduysa Mihrimah Sultana aşık olmuştur. Ama Kanuni şimdilerde Koca Sinan diye bahsettiğimiz dahiye kızını vermez sırf Mimar Sinan devşirme kökenli olduğu için ve Mihrimah Sultanı Diyarbakırlı Rüstem Paşaya verir.Kanuni mükemmel bir devlet adamıydı. Onun başarılarından övünç ve hayranlıkla bahsederiz hala… Fakat Kanuni aşkı anlayabilmiş midir……. Bilinmez…
Gariptir Sinanın Mihrimah Sulatana hasret kaldığı o dönemlerdeki yapıtlarının daha dişil karakterde olduğu görülür. Sinan aşkını sanatına taşımıştır yani. Beklide dokuduğu her duvarda maşukunu görmüştür. Aşk zaten dokunduğu her şeye sirayet eden bir duygu. Değil aşk bazen birini çok sevsek bile onun hali dünyamıza sirayet etmez mi? Onun baktığı gibi bakmaya başlar, onun düşündüğü gibi düşünürüz. Onun davasına yoldaş oluruz. Çifte bayram yapar gönül o günlerde…
Dedik ya yürek insanı olmak başka…
Mısır seferindeydi Yavuz Sultan Selim…
Yavuz Sultan Selim Han, Mısır'ı fethettiğinde bir süre orada kalır. İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir. Bu sırada bir çadırda kalıyor. Çadırı süpürüp temizleyen, yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki, Yavuz Selim Han sabah çıkınca, cariye geliyor, akşama kadar çadırı temizleyip yemekleri hazırlayıp gidiyor, akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına dönüyor. Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim Hanı görür ve Ona âşık olur. Zamanla aşkı büyüyen cariye en sonunda dayanamaz ve aşkını itiraf etmeye karar verir. Halifenin karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamadığından, yazıyla ilân-ı aşk eder. Ve üç kelimelik bir not yazarak Halife hazretlerinin yatağına bırakır. Notta sadece üç kelime yazılıdır:
Derdi olan neylesin?
Akşam çadırına gelip de yatağının üzerinde küçük bir kağıt parçası bulan Yavuz Sultan Selim Han, kağıdı okuyunca bu notu yazanın, çadırını süpüren cariye olduğunu anlar. Ve kâğıdın arkasına cevabını yazar:
Derdi neyse söylesin.
Kâğıdı aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Bir müddet sonra Cariye temizlik için çadıra geldiğinde ilk iş olarak kâğıdı arar. Kâğıdı bıraktığı yerde duruyor bulur. Kaparcasına kâğıdı alıp okuduğunda heyecanı bir kat daha artar. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye, kâğıdı çevirip dünkü notunun altına şu cümleyi ekler:
Korkuyorsa neylesin?
Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar:
Hiç korkmasın söylesin.
Sabah bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir: Aşkını bu akşam halifeye söyleyecek. Ne olacaksa olsun artık. Ve o gün temizliği bitirdiği halde gitmeyip Halifeyi beklemeye başlar. Yavuz Sultan Selim Han akşam çadıra dönünce cariyeyi kendisini bekler bulur. Cariye, Halifeyi görünce hemen ayağa kalkıp temenna durur.
Yavuz Selim Han "Buyurunuz, sizi dinliyorum" deyince, cariye tüm cesaretini toplamaya çalışırken, titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini tutarak kollarını kavuşturur. Heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuştur. Kalbi yerinden fırlarcasına atarken, titrek ve mahcup bir sesle: "Efendim..." der. "Cariyeniz... Size..." ve cümlesini tamamlayamadan yığılıp kalır.
Kalbine sığmayan aşkını söyleyemeden ruhunu teslim eden cariyenin, bu tertemiz aşkı karşısında Koca Halife gözyaşlarını silerek etrafındakilere şöyle der:
"Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin. Zira âşık, mâşukunun yolunda olur ve o yolda ölür."
Yürek insanı olmak böyle bir şey işte. Güçlü idealist olacaksın belki ama gerektiğinde ağlayacaksın. Devleti aliyim diye aşığı ağlatmayacaksın. Yavuz Sultan gibi sana sevgi sunulduğunda yargılamayacaksın, yorum yapmayacaksın, Müşfik ve saygılı olacaksın…
BELEDİYE MECLİSİNİN KENT MEYDANININ YAPILMASINA YÖNELİK ALDIĞI KARARI NASIL BULUYORSUNUZ?