Geçenlerde Recep Şükrü Apuhan’ın “Türklerin Tarihi” adlı kitabını okurken çok hoşuma giden bilgilerle karşılaştım. Cennetmekan ecdadımızın ne güzellikler içinde yaşadıklarını ve bizlere nasıl bir kültür mirası devrettiklerini bir kez daha anladım.
Atalarımızın bu yüceliğine karşın torunları olarak nasıl bir liayakat içinde olduğumuzu da düşündüm uzun uzun… Neyseki son zamanlarda bölgesinde ve dünya konjonktüründe hakkettiği yeri yavaş yavaş almaya başlayan bir Türkiye umutlarımı yeşertiyor. Referansum sonrası her şey daha güzelolacak kanısındayım. İnşallah ecdadımızın yaşadığı güzellikleri biz de yaşarız.
Şimdi sizlere, ecdadımızın ve Avrupanın yıllar öncesindeki vakıf ve yardımlaşma ahlakından bazı örnekler…
Sultanhanı keervansarayı (1229) içindeki ahıları, samanlğı, ambarları, kunduracısı, berberi, hamamı, terzisi, sağlık yurdu ve fırını ile muhteşemdi. Ama buraya gelen İngiliz gezgini asılşaşırtan şu olmuştu: “ Burada Türk, Hıristiyan ve Yahudi bir arada kalabiliyor!”
Peki, Avrupa’da durum nasıldı?.. P. Simith Sultanhanı kervansarayından 321 yıl sonraki bir Alman Hanını şöyle anlatır: “ … soba etrafında kurutulan giysilerin kokusu, daha yoksul hanları istila eden pire ve farelerle birlikte konaklamayı işkenceye çevirir. Şikayet edene “ beğenmediysen başka yere git!” denir.
Şimdi Germiynoğlu Yakup Bey’in külliyesi için hazırladığı vakfiyede neler yazıyor onlara bakalım.
“Medresenin dokuz hücresinde birer yatılı talabe olacaktır. Talabeye her gün bir akçe harçlık, her gün iki kap yemek ve dört ekmek verilecektir. İmarette her gün en az 30 kilo et pişecektir. Yemeklerin ve ekmeklerin gayet nefis olması lazımdır. Hastalanan talebe ve misafir için hekim getirelecek ilaçç praları verilecektir. Misafir uzun kalırsa küçük düşürülmeyecek, surat asılmayacak, gitmeye zorlanmayacaktır.”
Karamanoğlu İbrahim Bey’in vakfiyesinde ise şunlar yazılıdır.
“… imarete gelecek olan ilim adamlarına hürmet gösterilerek onlar için simit ve çörekler yapılacak. Hayvanlarına yulaf ve arpa verilecek.”
Candaroğlu İsmail Bey ise bir başka hassasiyetle şunları yazdırmış:
“… misafir imarete yemek dağıtımından sonra gelirse ona ceviz, bal, peynir veya bunlara denk yiyecekler hazırlanacak.”
İşte iki cihan mutluluğuna giden yolda atılması gereken adımlar. Yolunu bulamayanlar bari atalarının izini takip etsin, öyle değil mi…
Sevgiyle kalın efendim…
BELEDİYE MECLİSİNİN KENT MEYDANININ YAPILMASINA YÖNELİK ALDIĞI KARARI NASIL BULUYORSUNUZ?