Yineler tekrarlanır bir ömrün defterinde…Yaş ilerler tekrarlar çoğalır. Sana en çok benzeyen bile senden uzaktır. Göz yaşı kana dönüşür. Yine yanıldım, yine aldandım, yine ağladım. Dost bildiğim kapıdan tokatlandım. Dolanır durur dilde yineler. Yineler bir kaderin ipuçlarını taşır.
Kibirli bir kalbin ellerinde tüm aşk vahşetleri... Avuçlarımda kirli acı… Neye üzüldüğünü bilmeden ağlıyor kalbim… kimin ayrılığına yalnızlık diyor bilmiyor ki…
Duyduğum tek şey hazin bir keman tınısı… Bildiğim; ayakta kalmanın onurunu yaşarken yalnızlığın hücrelerimde hakimiyet kurması… Ayakta kalma onurunu yaşamak yapayalnızlık kuyularında kazanılsa da gururdan çok acının lezzetine garkoluyor ruhum. Kapatıyorum tüm samimi pencerelerimi bendimin. Benden başkasına idarelik muhabbetler kalıyor. En güzel benimi bana bırakarak yaşıyorum…
Mış gibi sohbetlerden özgürüm artık, uzağım artık… Bir ömrün tüm hatıralarını, acı hatıralarını anlamsızlaştırıyor benle yaşamak… Şu ana hiç olmadığı kadar anlam taşıyor. Odama tek girebilen ilahi ışık… Mevlaya dost kalbim Leylalardan tiksiniyor…
Korkmuyorum bir ölünün cesaretiyle ağrılarımdan… Çekinmiyorum biraz daha fazla hastalanmaktan…Bir ceset cesaretiyle meydan okuyorum acıya… Kokuşmuş yaralarıma gülüp geçiyorum. Kulaklarımda Farad Farjid'in "Bir İstanbul Masalı" ömrüm ölümlere öykünürken…
Ruhum ihtiyar kadınlardan daha olgun artık. Erken koydular baharıma noktayı… Ne olup bitenleri özlüyorum ne beklenipte olmayışları… Özlemlerde düştü gözümden…
Burası bir dönüm noktası, bir çizgi hayatla gerçeği ayıran… Hayatın tüm yalanlarından arınmış ve tüm boş sohbetlerden ırak… Cesedine yakın olanlara susarken insanlığa haykırmak… En benim dediğine bile inanmadığın kuru bir toprak… Yaraların kanamaya devam ederken birden acı çekmemeye başlamak ve aynı anda saadete, muhabbete veda mendili sallamak…
Aldırmıyorum artık güllerin önünde edilen yalan yeminlere… Kirli düşlerin gölgesinde yeşeren, tesadüf süsü verilen ihanetlere… Katlettim keşkelerimi, kibrimde eridi çaresiz belkilerim…
Kendime kendimi alıp sessiz sedasız gidiyorum bu tiyatro oyunundan… Adımlarım tipi soğukla dolsa da… Tatsız tussuz olsada soframdaki aş, soluduğum hava… Yalan lezzetleri tadıp sonunda zehir acılara katlanmaktansa…
Gidiyorum… Ne gidişimi biliyor ne de dönmeyeceğimden haberdar dünya…
BELEDİYE MECLİSİNİN KENT MEYDANININ YAPILMASINA YÖNELİK ALDIĞI KARARI NASIL BULUYORSUNUZ?